Anadolu topraklarının gördüğü en köklü ve görkemli medeniyetlerden biri olan Hititler, M.Ö. 2. binyılda Kızılırmak kavkısı içinde (Merkezi Anadolu) büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Başkentleri Çorum sınırları içinde yer alan Hattuşa‘dır. Hititler, sadece askeri güçleriyle değil, devlet yönetimi, hukuk, sanat ve diplomasi alanındaki gelişmişlikleriyle de Tunç Çağı’na damga vurmuşlardır.

1. Tarihsel Gelişim ve İmparatorluk Dönemi

Hititlerin Anadolu’ya ne zaman ve nereden geldikleri hala tarihçiler arasında tartışmalıdır; ancak Hitit toplumu yerli halkla kaynaşarak büyümüştür. Tarihleri genellikle üç ana döneme ayrılır:

  • Küçük Krallık Dönemi: Devletin temellerinin atıldığı ve siyasi birliğin sağlanmaya çalışıldığı ilk evredir.

  • Eski Krallık Dönemi: Kral I. Mursili döneminde gücünü artıran Hititler, hatta dönemin büyük gücü Babil’i dahi fethederek adını duyurmuştur.

  • Hitit İmparatorluk Dönemi (Büyük Krallık): Şuppiluliuma ve II. Muvattalli gibi büyük krallar yönetiminde imparatorluğun zirveye ulaştığı, Mısır ile Mezopotamya arasında süper güç konumuna gelindiği dönemdir.

2. Kadeş Antlaşması: Tarihin İlk Yazılı Barış Antlaşması

Hititlerin dış politikadaki en büyük rakiplerinden biri Mısır İmparatorluğu idi. İki dev imparatorluk arasında Suriye hakimiyeti için uzun yıllar savaşlar yapıldı. Bunların en ünlüsü, II. Muvattalli ile Mısır Firavunu II. Ramses arasında gerçekleşen Kadeş Savaşı‘dır.

Savaş net bir galiple sonuçlanmamış, taraflar masaya oturmuştur. M.Ö. 1286 (veya 1269) yılında imzalanan Kadeş Antlaşması, tarihin bilinen ilk yazılı barış antlaşması olma özelliğini taşır. Antlaşmanın bir kopyası günümüzde Birleşmiş Milletler binasında barışın sembolü olarak sergilenmektedir.

3. Toplum, Hukuk ve Yönetim

Hititler, krallıkla yönetilen bir imparatorluktu ancak mutlak bir despotluk yerine soylulardan oluşan Panku adı verilen bir meclise de yer veriyorlardı. Bu meclis, kralın denetlenmesinde ve kralın seçilmesinde etkili olabiliyordu.

  • Hukuk: Hitit yasaları, dönemin diğer Mezopotamya yasalarına (örneğin Hammurabi Kanunları) kıyasla daha insancıldır. Suçlara genellikle ölüm cezası yerine maddi tazminat (para cezası) verilmesi esastı. Ayrıca kölelere de bazı temel haklar tanınmıştır.

  • Bin Tanrı İli: Hititler binlerce tanrıya inandıkları için ülkeleri “Bin Tanrılı İl” olarak anılırdı. Fethettikleri bölgelerin tanrılarını da kendi panteonlarına dahil ederek hoşgörülü bir dini politika izlemişlerdir.

4. Yazı ve Sanat

Hititler hem Mezopotamya kaynaklı Çivi Yazısı‘nı hem de kendilerine özgü Hiyeroglif (Resim) Yazısı‘nı kullanmışlardır. Özellikle kralların tuttukları ve tanrılara hesap vermek amacıyla tarafsız bir dille yazdıkları “Anallar” (Yıllıklar), tarihin ilk gerçek tarih yazıcılığı örnekleri kabul edilir.

Mimari ve sanatta ise özellikle başkent Hattuşa’daki Aslanlı Kapı, Yerkapı ve Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı günümüze kadar ulaşmış en görkemli eserler arasındadır.

Sonuç

Hitit medeniyeti, Tunç Çağı’nın sonunda (M.Ö. 1200’lerde) “Deniz Kavimleri Göçü” ve iç karışıklıklar nedeniyle yıkılmıştır. Ancak geride bıraktıkları yazılı belgeler, hukuk sistemleri ve muazzam kalıntılar, Anadolu medeniyet tarihinin en parlak sayfalarını oluşturmaya devam etmektedir.